Keşke tam şu an geleceği görebilsem. Seneye bu zamanlar nerede, nasıl, kiminle ve ne yapıyor olacağımı bilebilsem. Kötü şeyleri görmesem, sadece iyileri görebilsem. Önümde bir sihirli küre olsa masallardaki, filmlerdeki gibi, istediğim soruyu sorabilsem. İyi bir şey mi geleceği öğrenebilmek? Sadece güzellikler varsa, hayatımda olmasını istediğim insanlar hala yanımdaysa güzel bence. Bu akşam arkadaşlarımla yemekte otururken öyle aklıma geldi bunlar. Hayallerimin, planlarımın sadece bu yazla sınırlı olduğunu farkettim. Sonrası? Sonrası koskocaman bir soru işareti. Tabii ki düşünüyorum, hayal kuruyorum, bundan 5 yıl sonra 15 yıl sonra nasıl bir hayat sürüyor olacağım diye. Ama elbette ki sadece ummakla kalıyor her şey. Mesela bundan 10 yıl sonra hala aynı yerde çalışıyor olabilecek miyim?, hala annemle bu evde mi yaşıyor olacağız?, sevgilim kişisi hayatımda olacak mı yoksa çoktan çekip gitmiş mi olacak hayatımdan?, eğer hala yaşıyor olursam sağlığım sıhhatim yerinde olacak mı?, bir gün çocuğum olmasını isteyecek miyim?, arkadaşlarım yanımda olacaklar mı?, yeğenlerim evlenmiş olacak mı?, vs vs... Gönül ister ki bundan 10 yıl sonrasında da mutlu mesut yaşıyor olabileyim. Ailem, sevgilim, arkadaşlarım hayatımdaki yerlerinde sabit kalsın, işlerim bozulmamış olsun, hayatımda her şey yolunda gidiyor olsun, Allah, terk edilme, yalnız kalma duygularını yaşatmasın bana....Hayaller hep güzel oluyor işte değil mi? İnsanı umutlu umutlu baktırabiliyor hayata....Oysa ki yarın sabah ne olacağımız belli değil. Ama belli değil diye de ipleri koparmamak gerek sanki. En azından ben böyle hissediyorum. Hayallerimin yıkılmasını, kimseyi kaybetmeyi, sevdiklerimin hayatımdan çekip gitmesini istemiyorum. İstemek de suç değil ya:)
Sabah EMDR var. Tam pilim bitecekken seansa gitmek enerjimi yeniden toparlamamı sağladığı için iple çekiyorum terapiyi. Belki gidince gözlerim açıldığı için, belki Sibel Hanım bana yeterince gaz verdiği için, ya da ben kendimi gaza getirdiğim için iyi hissediyorum kendimi terapi sonrası. Herkese de anlatıyorum ki yıkılmasınlar, düşmesinler, tökezlemesinler diye saçma sapan paranoyalar yüzünden.
Sevdicekle 49 saydık bugün. Zaman hiç de geçmiyor derken bir yandan da 93 saydığımız günleri dünmüş gibi hatırlıyorum. Şu var ki yaşarken geçmediğini sandığımız her an, dönüp bakınca su gibi akmış gibi geliyor. Bu işi anlamak benim kapasitemin dahilinde değil yani canlar...Sonuç olarak, yaklaşık 1 buçuk ay sonra bunca zamandır beklediğim huzura yani sevgilim kişisine kavuşucam ve onun gelişiyle 16 günlük iznimi almamla birlikte hayalini kurduğumuz tatil planları başlamış olacak. Biraz daha dayan diyorum kendime o güne kadar. Göz pınarlarıma, kalbime, her yerime işlemiş koskoca özlemi bastırıyorum, yutuyorum 17 Mayıs'a kadar. Ondan sonrası için de hakkımda ve hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun, yeter ki gönlümüz bir olsun kendisiyle...
hayallerim ve aşkım ve bi de ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayallerim ve aşkım ve bi de ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Mart 2011 Salı
10 Şubat 2011 Perşembe
negzel hayaller:)
Canım sıkkınken yazmak istemiyorum bir süredir. Eski yazılarımı okuyunca ve kendimi okuyan kişilerin yerine koyunca, negatif, depresif, problemli bir şahsiyetin elinden, zihninden çıkmış olarak görüyorum paylaştığım şeyleri. Oysa ki değilim. Cidden değilim. Mutlu olduğumda etrafımdakilerle çok rahat paylaşabildiğimden ve mutsuz olduğum zaman daha çok içime kapanan bir insan olduğum için, yazılarım da daha çok içime attıklarımın dışa vurumu oluyor; içime döndüğümde, kafama takılan şeyler yüzünden dünyayla bağlantımı kestiğimde kendimi daha çok yazarken buluyorum ve sonra okuyunca da zaman zaman kendi kendime fenalık getiriyorum ...
Nitekim, bu gece sıkıcı şeyler yazmak istemiyor canım..Biraz hayal kurmak istiyorum. Mesela sevdiceğim gelmiş, o gelince keyfim de yerine gelmiş. Süper bir hava var. Sabah 9, akşam 7 çalışmışız ama öğle yemeğini yerken akşam ne yapsak diye düşünüyoruz. Perşembe olmuş, hafta sonu telaşı başlamış yine, en büyük sorunumuz nereye gideceğimize karar verememekmiş (negzel). Cuma akşamından çıkmışız yola, canımız nereye isterse oraya doğru, sevdiceğim de öğrenmiş nihayet araba kullanmayı, sevdiğimiz şarkıları dinleyerek heyecanla gidiyoruz kafa dinlemeye. Gece olunca ne kadar içersek içelim sarhoş olmuyoruz(m), daha önemlisi hiç midem bulanmıyor, keyfimiz yerinde, sevdiceğimin eli elimde, sarılmadan uyumuyoruz. Eve dönünce de güzel herşey. Ailede herkes süper sağlıklı hep istediğim gibi. Annem belki evde değil ama ablamın yanında sıhhatte ve güvende olduğunu bilmek huzur verici. Yaz sonuna doğru kış planları başlıyor, hatta kıştan önce Almanya, Hollanda planları. 9 günlük bayram tatili 19 gün olmuş negzel:) Hep paramız da varmış hiç bitmeyen. Bizimle beraber olmak isterlerse buyursunlar gelsinler dediğimiz arkadaşlarımız varmış. Arada F'nin ve B'nin bebeklerini sevmeye de gidiyoruz tabii, sağlıcakla tosun gibi doğmuşlar Mayıs'ta. Meğer onlar da sevdiceğimin gelmesini bekliyormuş çıkmak için:) Herşey güzelmiş, herkes mutluymuş, uzanmışız kumsala güneş, güneş lekesi bırakmadan yüzümüze, üstümüze damlıyormuş...Sevdiceğim bir daha hayatımdan gitmemek üzere buradaymış, içimdeymiş...Hayat negzelmiş, bizim gibi...
Hayal kurmak güzel, internetteki tatil sitelerine bakıp 14-15 sonraki hafta sonları için planlar yapmak eğlenceli...Öte yandan benim sıradan hayatım, benim hiçbir katkım ve müdahalem olmadan devam etmekte. İş yerinde "görmedim, duymadım, bilmiyorum" moduma bir de "ilgilenmiyorum"u ekledim. Annemin gece yatağına girdiğinde içini saran ölüm korkusu, pazartesi günü gittiğimiz kardiyaloğun "uykuda kalp krizi geçirilmez" telkininden sonra azalmış görünüyor. Ablamlar ailecek iyileşti ki sesleri sedaları çıkmıyor. Sevdiceğin gelmesine 97 gün kaldı (en azından 2 haneli rakamlara indik). Keşke günün değişik saatlerinde, boğaza karşı, çayını yudumlayıp telefonundan en sevdiği şarkıları dinlerken arkasından usulca sokulup sarıp sarmalayabilsem ve baktığı manzaraya beraber anlam katabilsek. Martta gidicem yanına inşallah, 1 gün hatta şans bize gülerse 2 gün sağ kolunun altına koyucam kendimi negzel. Gideceğim gerçeği ve o anları düşünmek, Şubat ayının çabuk geçmesinde en büyük destekçim oluyorlar / olacaklar. Hatta ayın 10'u olmuş bile...
Vaziyet böyle, iniş ve çıkışlarımla ben de böyleyim. Son zamanlarda yakın çevremdeki insanların psikolojilerini düzeltmeye çalışmak bir miktar yordu beni. Şimdi ben de cumartesi günü kendi dengemi düzelttirmeye gidicem. Herşey güzel olsun, hepimiz umutlu olalım...
İyi geceler...
Nitekim, bu gece sıkıcı şeyler yazmak istemiyor canım..Biraz hayal kurmak istiyorum. Mesela sevdiceğim gelmiş, o gelince keyfim de yerine gelmiş. Süper bir hava var. Sabah 9, akşam 7 çalışmışız ama öğle yemeğini yerken akşam ne yapsak diye düşünüyoruz. Perşembe olmuş, hafta sonu telaşı başlamış yine, en büyük sorunumuz nereye gideceğimize karar verememekmiş (negzel). Cuma akşamından çıkmışız yola, canımız nereye isterse oraya doğru, sevdiceğim de öğrenmiş nihayet araba kullanmayı, sevdiğimiz şarkıları dinleyerek heyecanla gidiyoruz kafa dinlemeye. Gece olunca ne kadar içersek içelim sarhoş olmuyoruz(m), daha önemlisi hiç midem bulanmıyor, keyfimiz yerinde, sevdiceğimin eli elimde, sarılmadan uyumuyoruz. Eve dönünce de güzel herşey. Ailede herkes süper sağlıklı hep istediğim gibi. Annem belki evde değil ama ablamın yanında sıhhatte ve güvende olduğunu bilmek huzur verici. Yaz sonuna doğru kış planları başlıyor, hatta kıştan önce Almanya, Hollanda planları. 9 günlük bayram tatili 19 gün olmuş negzel:) Hep paramız da varmış hiç bitmeyen. Bizimle beraber olmak isterlerse buyursunlar gelsinler dediğimiz arkadaşlarımız varmış. Arada F'nin ve B'nin bebeklerini sevmeye de gidiyoruz tabii, sağlıcakla tosun gibi doğmuşlar Mayıs'ta. Meğer onlar da sevdiceğimin gelmesini bekliyormuş çıkmak için:) Herşey güzelmiş, herkes mutluymuş, uzanmışız kumsala güneş, güneş lekesi bırakmadan yüzümüze, üstümüze damlıyormuş...Sevdiceğim bir daha hayatımdan gitmemek üzere buradaymış, içimdeymiş...Hayat negzelmiş, bizim gibi...
Hayal kurmak güzel, internetteki tatil sitelerine bakıp 14-15 sonraki hafta sonları için planlar yapmak eğlenceli...Öte yandan benim sıradan hayatım, benim hiçbir katkım ve müdahalem olmadan devam etmekte. İş yerinde "görmedim, duymadım, bilmiyorum" moduma bir de "ilgilenmiyorum"u ekledim. Annemin gece yatağına girdiğinde içini saran ölüm korkusu, pazartesi günü gittiğimiz kardiyaloğun "uykuda kalp krizi geçirilmez" telkininden sonra azalmış görünüyor. Ablamlar ailecek iyileşti ki sesleri sedaları çıkmıyor. Sevdiceğin gelmesine 97 gün kaldı (en azından 2 haneli rakamlara indik). Keşke günün değişik saatlerinde, boğaza karşı, çayını yudumlayıp telefonundan en sevdiği şarkıları dinlerken arkasından usulca sokulup sarıp sarmalayabilsem ve baktığı manzaraya beraber anlam katabilsek. Martta gidicem yanına inşallah, 1 gün hatta şans bize gülerse 2 gün sağ kolunun altına koyucam kendimi negzel. Gideceğim gerçeği ve o anları düşünmek, Şubat ayının çabuk geçmesinde en büyük destekçim oluyorlar / olacaklar. Hatta ayın 10'u olmuş bile...
Vaziyet böyle, iniş ve çıkışlarımla ben de böyleyim. Son zamanlarda yakın çevremdeki insanların psikolojilerini düzeltmeye çalışmak bir miktar yordu beni. Şimdi ben de cumartesi günü kendi dengemi düzelttirmeye gidicem. Herşey güzel olsun, hepimiz umutlu olalım...
İyi geceler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
