saçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2011 Pazar

saç takıntısı:)


Kendini Rapunzel zanneden bir insan modeli olduğumdan arada sırada bahsediyorum. Amma ve lakin insanın sakındığı göze çöp batarmış. Tabii hata yine bende bu konuda da. Neden mi? Saçlarımı ilk kez 16 yaşındayken boyatmıştım. İğrenç ötesi olmuştu. Turuncumsu kızılımsı berbat bir renkti. Okuldaki hocalar annemi çağırmış, kızınızın bu yaşta saçını boyatıp okula gelmesine nasıl izin veriyorsunuz diye ağzına sıçmışlardı. Biz de kına o kına diye kandırmaya çalışmıştık ama yemediler tabii. Taaa o zamanlardan beri boyatırım işte saçlarımı. Girmediği renk ve şekil kalmamıştır maalesef ki. Maalesef diyorum çünkü şimdiki aklım olsa hayatta boyatmazdım. Negzel kumral kumral saçlarım vardı... Kızıl, mavi siyah, (kazara) pembe, bakır, sarı, kahve, turuncu, aklınıza gelebilecek ne renk varsa gördü bu kafa. Tabii bu arada 2 kere saçlarım yandı. Birinde kafamda 10 cm çapında bir kabuk oluştu yanıktan. Birinde 3 numaraya vurdurmak zorunda kaldım ve 1 yıl kadar erkek berberine gittim ense aldırmaya:)) Ah kafam ah:) Eee tabii bir de üstüne 5 yıl aralıksız balyaj yaptırınca saçımda avuç avuç dökülmeler başladı. Bu sefer de bakımlara başladım kuaförde ama yok bana mısın demedi. Dermatoloğa gittim hap verdi, kullandım, yine durmadı dökülmesi. Ben de dedim ki zaten sıkılmışken bırakayım artık balyajı, gittim siyaha boyattım yavaş yavaş koyulaştıra koyulaştıra. Boyatalı 1 buçuk ay oldu ve şu an saçlarım koyu kahve. Ama tabii saçları 25 yaşında bembeyaz olmuş bir babanın kızı olduğum için saçımda yer yer boy gösteren beyazlar gözümden kaçmıyor. Yine de kapatıyorum bir şekilde onları ve birazcık dinlendiriyorum. Şu dökülme olayına gelince. Pek çok Kerastase ve Loreal ürünü kullandım bir sürü para bayılıp. Ayrıca envayi çeşit kozmetik olmayan sadece eczanelerde satılan şampuanlardan kullandım. Hepsi fasafiso diyim ben size. Oysa ki çözüm gayet basitmiş. Hiç o kadar para vermeye de gerek yokmuş. Önce küçük 1 şişe tatlı badem yağı alınıyor. Bir de saf zeytinyağı. Ve de eczanede satılan E vitamini ampullerinden (en fazla 10 lira). Sonra 3 tane ampul, yarım şişe badem yağı (hatta daha az) ve 3-4 çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılıyor bir kasede. Eğer sonrasında elinizi 1000 kere yıkamaya üşenmeyecekseniz, kaseye parmakları daldırıp sürüyorsunuz saç diplerinize. Saç dipleri bitince de zaten eller vıcık vıcık olduğu için saçın geri kalan yerlerine de sürersiniz ki parıl parıl parlasın. Sonra da bir tokayla tepe de toplayın ki üstünüze bulaşmasın. Böylece 40 dakika falan bekledikten sonra artık o yağlar saçtan akana kadar yıkıyorsunuz ve alın size cillop gibi pasparlak ve daha az dökülen saçlar. Belki dökülmeyi tamamen kesmiyor ama 2-3 ay sonra bir bakıyorsunuz bissürü yeni saçınız doğmuş minik minik. Ayda 2 kere yapmak da yetiyor ayrıca. Tabii benim gibi üşengeç değilseniz. Yani ne varsa yine kocakarı ilaçlarında var canlar. Kuaföre verdiğim paraları bir kenara koysam zengin olmuştum şimdiye kadar. Sonuç olarak saçlarımı seviyorum. Uzasın, daha çok uzasın. Daha çok Rapunzel olayım:)) Allah başımızı saçımızdan eksik etmesin. Amin.
İşte böyle beybiler. Ben bugün saçımla başımla uğraştım hep ve Pazar günlerini de seviyorum pek çok insanın aksine. Pazartesi günlerini de seviyorum hatta. Ne şanslıyım ki yarım saat önce beni arayarak hafta sonu beni çok özlediklerini söyleyen ve bana "yarına sizi bomba gibi bekliyoruz" diyen koca koca öğrencilerim var:) Ve biliyorum, hissediyorum ki bu hafta sonu sevdiceksiz geçirdiğim sondan 1 önceki hafta sonuydu. Yoğun bir hafta beni bekliyor yine ama enerjim var sanıyorum.
Hepimiz için paşa gönlümüzün istediği gibi bir hafta olur inşallah. İyi geceler.